Dışarıdan Mustafakemalpaşa ya Bakış

21 Nisan 2017 Diğer Yazıları 93 -A+
Dışarıdan Mustafakemalpaşa ya Bakış


emizin en uzun isimli ilçesidir. Ayrıca: köy sayısı bakımından da, en fazla köyü olan ilçedir. Birkaç kez gittim, bir keresinde, bir gece kaldım. Tertemiz ve çağdaş bir yer. Ülke çapındaki ünü ise, “Mustafakemalpaşa tatlısı” ile öne çıkıyor.



ULAŞIM:


Mustafakemalpaşa, bağlı bulunduğu il merkezi olan Bursa’ya: 83 km. uzaklıktadır. Mustafakemalpaşa-Balıkesir arasındaki uzaklık: 80 km. Mustafakemalpaşa-İzmir arasındaki uzaklık: 252 km. Mustafakemalpaşa-İstanbul arasındaki uzaklık: 301 km. Mustafakemalpaşa-Bandırma arasındaki uzaklık: 64 km.


 


xxxxxxxxxxxxxxx


TARİHİ:


Tarihi süreç içinde, bölgedeki ilk yerleşimin: Miletopolis olduğu biliniyor. Ancak, buranın kimler tarafından kurulduğu net olarak bilinmiyor. MS.301-331 yılları arasında ise, Lalaşahin bölgesinde, Kirmasti ismiyle bir kasaba yerleşiminin bulunduğu ve buranın, Bizans döneminde yerleşim yeri olarak kullanıldığı bilinmektedir.


1881 yılına gelindiğinde, burada Belediye teşkilatı kurulur.


1919 yılına gelindiğinde, Yunan işgali, Çerkez Davut ve beraberindeki çeteler, milli mücadeleye katılan çeteler görülüyor. 1922 yılına gelindiğinde ise, Yunanlılar ve diğer vatan haini çeteciler, bölgeden uzaklaştırılır.


1922 tarihinde, yörenin ismi: “Lalaşahin” olarak değiştirilir. Ancak, Edirne ilinde, Lalaşahin olarak bilinen başka bir ilçe bulunması nedeniyle, yine aynı yıl, ilçenin ismi “Mustafakemalpaşa” olarak yeniden değiştirilir.



GENEL:


İlçe merkezinin kuzeyinde, Uluabat gölü var. İlçe içinden, 195 km. uzunluğundaki Mustafakemalpaşa çayı geçiyor ve ilçe topraklarını ikiye bölüyor.


Denizden yükseklik: 25-40 metre arasındadır. En yüksek yer: 1336 metre ile, Çataltepe. İlçe topraklarının % 60 orman ve % 40 ovadır.


İklim: yörede, Akdeniz iklimi hakimdir ve buna bağlı olarak yazları sıcak ve kışlar ise ılıman ve yağışlı geçer.


Yöre: birinci derece deprem kuşağı üzerindedir. Kuzey Anadolu fayı etkilidir.


İlçenin ekonomik etkinliklerinin temelinde, tarım ve hayvancılık vardır. Tarım denilince: buğday, patates, mısır, üzüm, fasulye öne çıkıyor. Sanayi tipi domates üretimi de üst düzeydedir. Zaten, yörede bol miktarda salça fabrikası var. Uluabat gölünde ise, tatlısu balıkçılığı yapılıyor. Yeralta kaynakları bakımından da, önemli bir yer. Özellikle; bor minerali yatakları öne çıkıyor. Kestelek köyünden çıkarılan bor madeni: dünya bor üretiminin % 60 kadardır.



MUSTAFAKEMALPAŞA TATLISI:


Bu tatlı için özel olarak üretilen bir peynirden yapılıyor. Haşlanıyor ve yazın dondurma ile, kışın ise kaymakla servis ediliyor. 1950 yılından  bu yana, bu yörede yapılan ve servis edilen bu tatlı: gerçekten değişik ve güzel bir lezzet olarak önem kazanıyor.


 


xxxxxxxxxxxx


NE YENİR NE İÇİLİR:


İlçede, ismini buradan alan “Mustafakemalpaşa Tatlısı” yemeden sakın ayrılmayın. Muhteşem bir lezzet. Özellikle, yol üstünde bulunan “Yenice” denilen yerde, ızgara köfte ve dondurmalı kemalpaşa tatlısı yemelisiniz. Tatlının en güzel yapıldığı yer, köprübaşındadır. Tüm bunları beğenmesseniz, keçi sütünden yapılmış “höşmerim” tatlısı da deneyebilirsiniz. Son olarak: Maviköşk denilen yerde “kelle-paça” çorbası tatmalısınız.


 


xxxxxxxxxx


NE SATIN ALINIR:


Dayanıklılığı için çifte kavrulmuş olarak satılan, Mustafakemalpaşa tatlısından satın alabilirsiniz. Ayrıca, buraya has bir tür üzümlü kek var, onuda satın alabilirsiniz, tadı muhteşem.


 


xxxxxxxxxx


KONAKLAMA


Öğretmenevi                          Viraca Mah.Bursa Cad.No.65                                   224-6141033


 


xxxxxxxxxxxxx


GEZİLECEK YERLER:




TÜMBÜLDEK KAPLICASI:


İlçe merkezine 16 km. uzaklıkta, Akarca köyündedir. Kaplıcanın kökeni, çok eski zamanlara kadar uzanmaktadır. Çünkü: Bahariye köyünde, tarihi bir hamam kalıntıları var. Bu tarihi hamam kalıntılarından sökülen bir kısım sütunlar, günümüzdeki kaplıcanın yapımında kullanılmıştır. 1895 yılında yapılan kaplıca yapıları: 1935 yılında Belediye tarafından  satın alınmıştır.


Burada: konaklama imkanları var. Bu konaklama yerleri, Belediye tarafından işletiliyor. Kaplıca suları: banyo olarak kullanıldığında, içindeki demir nedeniyle: cilt ve deri rahatsızlıklarına iyi geliyormuş. İçme olarak kullanıldığında ise: mide, bağırsak, karaciğer, pankreas ve safra kesesi rahatsızlıklarına iyi geldiği söyleniyor. Özellikle: romatizmal hastalıklara çok iyi geldiği söyleniyor. Kaplıca bölgesi, aynı zamanda mesire yeri olarak da  kullanılıyor.



SU UÇTU ŞELALESİ:


İlçe merkezine 18 km. uzalkıta, Muradiye köyü yakınlarında: Çataltepe mevkiindedir. Rakım: 465 metredir.


Karadere üzerindedir. Su: 35 metre yüksekten dökülüyor. Kış aylarında, döküldüğü yerde bir gölet oluşturuyor. Yani, buraya gitme düşüncesinde olanlar, en geç Mayıs ayı başına kadar  burayı ziyaret edebilirler, sonra şelalenin suları azalıyor. Ama bahar dönemi başlangıcında buraya giderseniz ve şelaleye yaklaşırsanız, kesinlikle üzerinizde yağmurluk ve ayaklarınızda bot bulunması gerekiyor. Çünkü: ıslanmamak mümkün değil. Aksi halde, şelaleye yaklaşamazsınız.


Bölge: yöre halkı tarafından piknik ve mesire alanı olarak kullanılıyor. Buraya yolunuz düşerse, tepedeki lokantada mutlaka alabalık yemelisiniz.



ULUABAT GÖLÜ:


Gölün yörede bilinen isimleri: Apolyont ve Uluabat.


Göl hakkında bilgi vermeden önce, gölün oluşumuna ait, antik dönem efsanesinden söz etmek istiyorum. Antik dönemlerde, Marmara denizinin güneyinde bulunan Odryses ( günümüzdeki M.K.Paşa çayı) çayı: Bandırma’dan denize dökülürmüş. Günümüzdeki, Uluabat yani Apolyont gölü de yokmuş. Gölün bulunduğu yerde ise: Apolyont krallığı hüküm sürermiş. Günümüzdeki: Mustafakemalpaşa’nın bulunduğu yerde ise, Melde krallığı hüküm sürüyormuş. Melde kralı: Apolyont kralının kızını, oğluna istemiş. Ancak, kız, prense varmamış. Bunun üzerine, Melde kralı: “ Bende size öyle bir felaket verecem ki, hepiniz su ile boğulacaksınız” demiş ve Odryses çayının yönünü değiştirerek, Apolyont krallığı topraklarına yöneltmiş ve böylece bölgeyi sular basmış ve Apolyont gölü, yani Uluabat gölü oluşmuş.


Evet, göl: deniz seviyesinden 9 metre yüksektedir. Gölün kuzeyinde yüksekliği az tepeler, güneyinde ise dik yamaçlı  dağlık alanlar var. Doğu-batı yönünde uzunluğu: 24 km. ve kuzey-güney yönünde uzunluğu ise, 12 km.dir. 1993 yılında, gölün güney ve batı bölümlerinde setler yapılmış ve göl sularının tarım alanlarını basması engellenmiştir. Gölde, Halilbey adası bulunuyor. Ayrıca, altı küçük adacık  daha var.


En derin yeri 4 metredir. Ancak, günden güne sularının azaldığı ve sığlaştığı söylenmektedir. Ayrıca, kirlilik te oluyormuş. Dibi çamurlu yapıda olduğundan özellikle rüzgarlı havalarda, gölün suları bulanıyor. Göl bölgesinde, su kuşları gözlemlemek mümkündür. Avrupa ve Ortadoğu bölgelerinin en önemli sulak alanı: yok olma tehlikesiyle baş başa kalan birçok su kuşunu barındırıyor. Özellikle: karabatak, sakarmeke, tepeli pelikan görülüyor.


 


MELDE ANTİK ÖREN YERİ:


İlçe merkezinin 4 km. kuzeyindedir. Melde bayırı olarak bilinen bölgededir.


Bu bölgede yapılan araştırmalarda bulunan sikkelerde: MÖ.4.yüzyılda, buranın isminin “Miletopolis” olarak geçtiği görülmektedir. Bu ismi geçen antik kentin: Melde bölgesinde bulunan kalıntılar olduğu anlaşılmıştır. Miletopolis kentinin: kimler tarafından kurulduğu bilinmemektedir. Kentin bulunduğu yerde yapılan kazılarda: Yunan, Roma ve Bizans  dönemlerine ait: sikkeler ve seramiklere rastlanmıştır.


Ancak: 1974 yılında yapılan Bursa-İzmir karayolu çalışmalarında, kent kalıntılarının tahrip edildiği görülmüş ve bunun üzerine yol yapımı  durdurulmuştur. 1975 yılında çalışmalar yeniden başlamış ve “Miletopolis” höyüğünün büyük kısmı kazılmıştır. Bu kazılar sonucu ise, MS.117-138 yılları arasına tarihlenen ve Roma İmparatoru Hadrianus zamanında yapıldığı düşünülen bir  tapınak kalıntılarına ulaşılmıştır. Ayrıca, yine burada, 1.13 metre boyunda, bronz bir Apollon heykeli bulunmuştur. Bölgede, Karacabey harası yönünde ise, 20 civarında aile mezarı bulunmuştur. Sonuç olarak, bu antik kent kalıntıları bulunan ören yeri, gayet büyük bir alana yayılmış olup, tarihi yerlere merakı olanlar için ilginç bir gezi olabilir.


 


PAŞALAR FOSİL KAZI ALANI:


Paşalar köyünün 1 km. güneyinde: hemen orman yolunun kıyısındadır. Paşalar köyü, ilçe merkezine 15 km. uzaklıktadır.


Karababa denilen mevkide: 15 milyon yıldır saklanan fosil kalıntıları bulunuyor.  Bu fosil yatağında bulunanlar: filler, gergedanlar, atlar, zürafalar ve daha birçok etçil ve otçul hayvan. Özellikle: filler büyük önem taşıyor, çünkü: burada bulunan fil türü, dünyanın  başka bir yerinde görülmemiştir. Çıkan fosiller: Ankara ve Bursadaki Etnoğrafya müzelerinde sergilenmektedir.



LALAŞAHİN PAŞA TÜRBESİ:


İlçe yakınlarında, Mustafakemalpaşa deresi yakınlarındadır.


Orhan Bey’in küçük oğlu I.Murat’ın lalası, Lalaşahin Paşa’ya aittir. Orhan Bey tarafından kendisine hediye edilen buraya ailesini yerleştirmiş ve kendisi, savaşlarda savaşmıştır, Ölünce, 1386 yılında buraya defnedilmiştir.


Türbe binası: Selçuklu  tarzında, taş ve tuğladan yapılmış ve iyi motiflerle süslenmiştir. Yükseklik: 5 metredir. 6 penceresi bulunmaktadır. Türbe yapıldığında, beraberinde bir külliye inşa edilmiştir. Külliyede bulunan: cami, medrese,  hamam ve zaviye yıkılmış ve caminin günümüze yanlızca minaresinin yarısı kalmıştır.


1948 yılında onarılmıştır.


Yorumlar